Işık süzülüyor camdan odama. Dağınık eşyalar, loş bir ışık, karmaşık gökyüzü, kızıl gün batışı... Birazdan karanlık çökecek, evlerin ışıkları bir bir yanmaya başlayacak. Bense perdelerim kapalı oturuyorum. Henüz yanmıyor ışıklar.
Her şey hayal ettiğim gibi. Hedefe ulaşılmış, yollar yürünmüş, engeller aşılmış ve yıllar geçmiş. Bir çok şey geride artık, bir çok kimse geride kaldı. Yine de bir şeyler yanlış gidiyor. Her şey hayal ettiğim gibi ancak ben değilim. Her şey gibi ben de geride kalmışım.
Geçmişim koca bir yabancı artık. Çevremdeki hiçbir yüz tanıdık değil, yürüdüğüm yollar ezberimde değil, bu duvarlar üzerime yürüyen tanıdık histe değil, gökyüzü eskisi kadar korkunç değil. Her şey gibi ben de değiştim sanırım. Artık aynadaki tanıdığım bir yüz değil. Gölgesiz koca bir boşluktayım. Ayaklarım yere değiyor ama ben nereye bastığımı bile göremiyorum. Ne severdim? Neleri isterdim? Bunları düşünmek artık çok uzak ve gereksiz geliyor. Eski ben kimdi tanıyamıyorum. Etrafımda beni, eski beni bilen kimse yok, hatırlanacak bir şey de yok. Hatırlamıyorum.
Perdeleri aralıyorum. Batan güneşi odamda görmek için. Tek bir karar ile ne çabuk değişti gerçeklik. Karşımda duran dağların ardında gibi yaşam. Burada yaşayan, perdeleri sonuna kadar açan, sigarası sönünce artık rahatsız olmayan ben miyim gerçekten? Geçmişin geride kaldığı gibi ben de mi geride kaldım tamamen? İnsan nasıl bir anda değişir? Nasıl bu kadar benliğine yabancılaşır? Bilemiyorum.
Şimdi yeni bir benlik seçiyorum kendime. Bu sefer kimsenin baskısı olmadan, kimsenin duygularına ihtiyaç duymadan, kimsenin baskısını hissetmeden... Benlik seçiyorum kendime, bu kez saklanma gayesi olmayan. Kendimi tanıyorum yeniden. Çünkü değişen bu gerçekliğe, koşturmayı bırakan bu hayata ve değişen bu gökyüzüne alışkın değil içimdeki hüsran. Alışıyorum.
İnsan yaşayabilir mi geçmişsiz? Gölgeme ekleniyorum, kendime gölge oluyorum. Artık savaşmak zorunda değilmişim gibi, kimse tekrar kapımı çalmazmış gibi, saklanan çığlıklara gerek yokmuş gibi, tek başınalık çözüm değilmiş gibi. Yeniden var oluyorum.
Sonunda çekiliyor odamdan ışıklar ve ben ilk defa nefret ediyorum akşamlardan. İlk defa tiksiniyorum sigaramdan ve ilk defa sevmiyorum pencerelerden bakmayı. İlk defa karanlık beni rahatsız ediyor. Dönemiyorum kendime. Çekilmiyorum kendi içime. Bu hisle nasıl baş edilir bilemiyorum. Sanırım ilktir, mutlu oluyorum. Yaşamaya başlıyorum.