18 Haziran 2026 Perşembe

Perdeler ve Yaşam

Işık süzülüyor camdan odama. Dağınık eşyalar, loş bir ışık, karmaşık gökyüzü, kızıl gün batışı... Birazdan karanlık çökecek, evlerin ışıkları bir bir yanmaya başlayacak. Bense perdelerim kapalı oturuyorum. Henüz yanmıyor ışıklar. 

Her şey hayal ettiğim gibi. Hedefe ulaşılmış, yollar yürünmüş, engeller aşılmış ve yıllar geçmiş. Bir çok şey geride artık, bir çok kimse geride kaldı. Yine de bir şeyler yanlış gidiyor. Her şey hayal ettiğim gibi ancak ben değilim. Her şey gibi ben de geride kalmışım.

Geçmişim koca bir yabancı artık. Çevremdeki hiçbir yüz tanıdık değil, yürüdüğüm yollar ezberimde değil, bu duvarlar üzerime yürüyen tanıdık histe değil, gökyüzü eskisi kadar korkunç değil. Her şey gibi ben de değiştim sanırım. Artık aynadaki tanıdığım bir yüz değil. Gölgesiz koca bir boşluktayım. Ayaklarım yere değiyor ama ben nereye bastığımı bile göremiyorum. Ne severdim? Neleri isterdim? Bunları düşünmek artık çok uzak ve gereksiz geliyor. Eski ben kimdi tanıyamıyorum. Etrafımda beni, eski beni bilen kimse yok, hatırlanacak bir şey de yok. Hatırlamıyorum.

Perdeleri aralıyorum. Batan güneşi odamda görmek için. Tek bir karar ile ne çabuk değişti gerçeklik. Karşımda duran dağların ardında gibi yaşam. Burada yaşayan, perdeleri sonuna kadar açan, sigarası sönünce artık rahatsız olmayan ben miyim gerçekten? Geçmişin geride kaldığı gibi ben de mi geride kaldım tamamen? İnsan nasıl bir anda değişir? Nasıl bu kadar benliğine yabancılaşır? Bilemiyorum.

Şimdi yeni bir benlik seçiyorum kendime. Bu sefer kimsenin baskısı olmadan, kimsenin duygularına ihtiyaç duymadan, kimsenin baskısını hissetmeden... Benlik seçiyorum kendime, bu kez saklanma gayesi olmayan. Kendimi tanıyorum yeniden. Çünkü değişen bu gerçekliğe, koşturmayı bırakan bu hayata ve değişen bu gökyüzüne alışkın değil içimdeki hüsran. Alışıyorum.

İnsan yaşayabilir mi geçmişsiz? Gölgeme ekleniyorum, kendime gölge oluyorum. Artık savaşmak zorunda değilmişim gibi, kimse tekrar kapımı çalmazmış gibi, saklanan çığlıklara gerek yokmuş gibi, tek başınalık çözüm değilmiş gibi. Yeniden var oluyorum.

Sonunda çekiliyor odamdan ışıklar ve ben ilk defa nefret ediyorum akşamlardan. İlk defa tiksiniyorum sigaramdan ve ilk defa sevmiyorum pencerelerden bakmayı. İlk defa karanlık beni rahatsız ediyor. Dönemiyorum kendime. Çekilmiyorum kendi içime. Bu hisle nasıl baş edilir bilemiyorum. Sanırım ilktir, mutlu oluyorum. Yaşamaya başlıyorum.


2 Haziran 2024 Pazar

İyileşmek

Gölgesiz bir gecedeyim, karanlığın ortasında. Eski sözlerime bakıyorum şimdi, geçmişimi hatırlamak için. Tüm hatıralar siliniyor, tüm görüntüler bulanık... Ancak yaşadığım hisleri hatırlıyorum Rıfkı. Karnımda oluşan sancıyı, beynimde dönen ağrıyı ve delirten sessizliğimi. Geçmişim çok uzak görünüyor. Anılarımdaki beni tanımıyorum. Anılarımı hatırlamıyorum ama acılarım hala zihnimde.
Bir sigara daha yakıyorum, gecenin karanlığını izliyorum, sokağı dinliyorum. Hala pencereden bakıyorum ama aynı görünmüyor artık. Kalbimden çıkan, dilimden süzülenler eskiyi anımsatmıyor artık. Sana bile artık inanmıyorum Rıfkı.
Son dal sigaram kaldığında artık üzülmüyorum. Perdeleri asla açmıyorum. Tanrıya dua etmiyorum. Sevgiyi hissetmek için insanlara yalvarmıyorum. Sessizliği bozmuyorum, insanlara yaklaşmıyorum. Artık yarışmıyorum kendimle. Ama hala bittiğini sanmıyorum.
Geçmişimde aldığım tüm yaralarla gurur duyardım. Her düştüğümde yeniden yaralanır, kan revan içinde yürümeye devam ederdim. Ayak izlerimin kaldığı her yol kaçışı değil çabayı gösterirdi. Yaralarıma bakıyorum şimdi, hepsi kapanmış. Yara izleri ile dolu vücudum, artık hiçbiri kanamıyor. Ama biliyorum izleri hala orada.  Artık yürüdüğüm yollarda unutulmuş insanları görüyorum. Yüzleri silinmiş, mutsuz insanlar. Hiçbiri konuşmuyor benimle. Ama biliyorum sözleri hala orda. Zihnimde.
Paramparça bir haldeyim ben. Yolun sonu belirsiz. Hiçbir sapak yok bu yolda, hepsi çoktan hesap edilmiş. Koşmaktan yorulmuş bedenim, acıdan uyuşmuş beynim... Sesler duyuyorum yeni sesler. Başardın diyor kendinden emin. Başarmak diyorum yorgun argın. Başarmak... Anlamsız geliyor bana hayal ettiğim noktada olmak. Başarmak için yıllarca koştuğun yolda sona geldiğini sanmak. Savaş bitmiş görünüyor, yollar çoktan yürünmüş. Ama ben hala hatırlıyorum o yolda neler olduğunu, başıma neler geldiğini. Yüzü silinmiş insanlar bana bakıyor öylece. Sanki çok uzaktalar ama yaşadığım hisler zihnimde capcanlı hala. Devam edemiyorum. Geçmişe dönemiyorum. Yolun ortasında bekliyorum. Başardın diyor hala kendinden emin. Başarı ne demek bilmiyorum. Kendimi öylece bırakıyorum yolun ortasına. Artık kanamıyor yaram, koşmuyor ayaklarım, konuşmuyor insanlar... Ama acı içimde capcanlı hala. Yol uzanıyor önümde ama ben duruyorum. Bitti diyor kendinden emin. Bitmediğini biliyorum. Başarmak için yeterince iyi olmadığımı biliyorum. İyileşmek için çok yorgun olduğumu biliyorum. Artık tanınmıyorum.

16 Şubat 2022 Çarşamba

Kendime Dışarıdan Bakış.

   Kaç kişinin geçtiğini bilmediğim yollarda yürüyorum, aklımda binlerce düşünce ile... Yürürken arasından sıyrılarak geçtiğim kalabalık... Yüzlerine bakmadan yürüdüğüm yüzlerce insan... Görmediğim, okuyamadığım, bilmediğim binlerce düşünce...
Deniz usul usul çarpıyor kıyılara. Güneş gözlerimi alıyor. Ufukta gördüğüm silüetler... Kim bilir kimlere yuva, hangi düşüncelere çatı? Bilemiyorum. 
   Kafamı kaldırıp gökyüzüne bakıyorum. Baş döndürücü bulutlar, ufukta sarıya çalan mavi gökyüzü, mavinin denize yansıma... Hepsi var oluyor gözüm önünde, her düşünce anlam kazanıyor zihinde. İnsanlar hayatın telaşesinde... Kimsenin bir nefes alıp dinlenmeye vakti yok gibi geliyor izledikçe. Bense yalnızca kafamı kaldırıp derinliğiyle başımı tatlı tatlı döndüren gökyüzüne bakıyorum. İnsanlar bazen beni görüyor. Kimsenin bakmaya tenezzül etmediği yüzümle gülümsüyorum. Şaşkın bakışlar tekrar yola çevriliyor, hayatlarına devam ediyorlar. Kimse kafamdan geçen düşünceleri merak dahi etmiyor. Tekrar gökyüzünü izlemeye koyuluyorum. 
   İçimde diyaloglar kuruyorum. İnsanlarla konuşuyorum, kafamın içinde. Benden haberi dahi olmayan insanlarla birçok şey paylaşıyorum zihnimde. Bakışlarımı gökyüzünden ayıracak oluyorum. İnsanları görüyorum. İnsanları gündelik hayatlarını yaşarken izlemeyi seviyorum. Herkes olduğundan farklı görünüyor. Sanki bir maraton var ve herkes koşturmak zorundaymış gibi. Kimse kim olduğunu düşünemeyecek kadar meşgulmüş gibi. 
   Tüm bu hislerim yalnız 1 saat sürüyor. Belki yarım saat, belki daha az... Bazen saniyeler içinde tükeniyorum. Kalkıp tekrar kalabalığın içine karışıyorum. Maratona tekrar giriyorum. İnsanlara baktığım gibi kendime de dışardan bakmayı bırakıyorum. Sanki benim de sorgulayacak vaktim kalmıyor. Sanki ben de artık kim olduğumu bilemiyorum.
   Şimdi sadece müziğin sesini duyuyorum ve kalabalıkta biri ile göz göze gelmemek için yalnızca başımı eğiyorum. Yolu izliyorum. Yolun nereye çıkacağını bilmiyorum. Diğer insanlar gibi...

11 Eylül 2021 Cumartesi

Düşüş.

   Kuytu, karanlık ve sessizlik. Geceleri en çok bu yüzden seviyorum. Yalnız kalmak acıyı sakinleştiriyor. Saatin çıkardığı tiktak sesleri dışında odamda ses yok. Bazen kendi nefesimi duyuyorum. İnsan kendi nefesini duyacak kadar yalnız olmamalı bazı zamanlarda.
   Tanıdığım yüzlerin tamamı yabancı bana. Aklımdan geçenler konuştuğum cümlelerden hayli uzakta. Bu yüzden sessiz kalmayı seviyorum. Düşüncelerim büyüyor. Onlar büyüdükçe beynim de her şey yankılanmaya başlıyor. Bazen sığamıyorum zihnime. Belki diyorum anlatmak lazımdır bazı şeyleri. İnsan düşüncelerinde boğulacak kadar sessiz olmamalı bazen.
   Işıkları açık tutuyorum, penceremden karanlığı izliyorum. Öylece duruyorum bazen. Hareket etmeden, konuşmadan, düşünmeden... İnsanların hayat koşuşturması, üzüldüğü gereksiz detaylar, anlamsız sevinçleri ve saçma sapan mimikleri. Hepsini izlemek daha kolay geliyor acılarla boğuşmaktan. Ama onlar yanıbaşımdayken bile yoklar. Bazen kimse beni tanımıyormış gibi hissediyorum. Konuşacak birini arıyorum, çevremdekiler anlamsızca bakıyorlar sadece. Herhangi birini arıyorum, kimse cevap vermiyor bana. Yalnızlığıma bakıyorum. Düşüncelerimi toparlayıp nefes alıyorum. Zihnimle baş başayken yatağıma uzanıyorum. Tekrar derin bir nefes. Baş dönmesi eşlik ediyor bana. Tatlı bir sarhoşluk hali... Kendimle konuşuyorum. En çok böyle anlarda yakınım kendime. En çok kalabalıkta uzaklaşıyorum benliğimden. Kendimle yakın olmayı seviyorum. Yalnızlık alışkanlığım. Ama tek başına olmak bazen can sıkıcı geliyor bana. 
   Ben bugün yine tek başıma kalktım bir düşüşten.

24 Haziran 2021 Perşembe

Başarı.

   Hırsım bedenimi zehirliyor. Yalnızca uzanmış yok olmayı deniyorum bugün. Dışarıda parlayan güneş, insanların sesi, hayatın akışı hepsi siliniyor yine. Yalnızca ben varım, ben ve beni yaşatan hırsım. Ağlayarak dinlediğim şarkılara yüzümdeki buruk tebessümle eşlik ediyorum bugün. Yolu yarılarken karşılaştığım tüm engeller gözümün önüne geliyor, geçirdiğim krizler, hissttiğim yalnızlık, söylenen sözler... Hepsini yalnızca hatırlıyorum. İçimde tarifi imkansız hisle bakıyorum yalnızca. Aklımdan başka gidecek yerim yok bugün. Aklımın dipsiz kenarları ruhuma tebessüm ediyor. Yorgunluk hissediyorum, kafamı kaldıramayacak kadar ağır düşüncelerim. İstemsizce öne düşüyor başım. Yalnızca uzanıyorum. Silmek istemiyorum hiçbir şeyi, unutmak istemiyorum bugün. Her şeyi hatırlıyorum, hepsiyle var oluyorum bugün.

   Bedenim aklıma yenik düşerken hissediyorum yorgunluğumu. Tüm bu telaşe, tüm hüzünler, tüm yaşanmışlıklar, tüm çabam, tüm adımlarım... Her şey bitmiş gibi karşımda dimdik dikiliyor, veda etmek istercesine. Geçmişi silmek mümküncesine... Oysa geldiğim noktaya bakıp hepsine gülümsüyorum bugün. Her şeyi kabullenmiş, hepsiyle barışmış. Bir sigara yakıp dumanında kayboluyorum bugün. Ruhum her duman gibi yükseliyor yattığım yerden. Yükselerek geçmişe uzanıyor, geleceğime bakıyorum. Hepsini düşünürken bedenim yavaşlıyor. Sesleri duymuyorum artık, gözlerim bulanıklaşıyor. Her yeni his müthiş bir huzur sağlıyor bedenime. Huzur beni zehirliyor.

   Sessize bakıyorum kendime. Dışarıdan, içimden... Yükselen her yeni çığlık sessizlik olarak dönüyor, kalp atışlarımı hissedebilsem de yavaşlıyor. Kendimi kendime bırakıyorum bugün. Beni var eden acılarımla huzur buluyorum. Yeniden var oluyorum.

   Yalnızca gülümsüyorum kendime. Yaşanmışlıklara, yaşanacaklara. Her olasılık zihnimde canlanarak var olmayı bekliyor. Var edeceğim günü bekliyor. Geçmiş etkilerini göstermeden içimde yaşıyor. Önümde açılan yollara, geçmişte yaşadığım engellere bakıyorum. Yalnızca gülümsüyorum bugün ve hissediyorum... Kulağımda yankılanan tek bir cümle var. Düşünüyorum, yıllar önce ağlayarak inandığım şeyler... Başardım bugün.

24 Mayıs 2021 Pazartesi

Gece.

     Gecenin en acımasız saatlerinde penceremden sokağı izliyorum yine. Tepeden tüm ışığı ile sessiz sokağı aydınlatan sokak lambası yanmıyor bugün. Geceyi aydınlatan tek şey sigaramın ucundaki belli belirsiz ateşken karanlık büyüyerek yutuyor beni. Karanlıkta göremediğim kaldırımları ezberimden yürüyorum sanki. Sigaramın dumanı dağılarak gökyüzüne karışırken onu göremiyorum. Ama rüzgar gibi dumanı da yüzüme çarparak geçiyor şimdi önümden. Hayatımın karanlık dönemleri gibi, görünmüyor bu gece bana şehir.
     Eskilere gitmekten hoşlanmasamda bir sabah uyandığımda görmek istediklerim koca beton yığınları ve bir sürü biçimsiz kaldırımdan çok daha fazlası yine bugün. Hiç değişmeyen olayların, her gün değiştirdiği benliğime sakin bir bakış atıyorum. Herkesin uyuduğu bu saatlerde daha fazla hakimim bu şehre.
     Elde ettiklerimden çok edemediklerime bakıyorum bugün. Dışarıdan göründüğü gibi olmayan olayların hepsiyim bugün. Sessizliğin huzuruna muhtaç bir şekilde bakıyorum bu kez dünyaya, bu şehre, bu sokağa... Penceremden ayrılmadığım geceler her şey çok daha karmaşık bir o kadar da basit gibi geliyor gözüme. Sessizce silinmek istiyorum bu gece de.
    Sessizce silinmek... Bu şehire fazla geliyor benliğim. Tanrım beni duyuyor olduğuna inanmaya ihtiyacım var bu gece.

6 Mart 2021 Cumartesi

Gölge.

     Sessizce sığınıyorum gölgeme. Kalmamış kendime bile tahammülüm artık. Gökyüzüne sıkıştırdığın evrenin tasvirinden daha canlı zihnimdeki hücreler şimdi. Ne kadar direndim burada kendime ? Ne kadar zaman geçti benliğimde ? Kaç kere ihanet ettim kendime ? Saymadım, saymayı unuttum.
      Tüm uyaranlar artmış ve beynim yorulmuşken duymak istemiyorum bu gece hiçbir sesi. İstiyorum ki sokak lambası sönsün, asfalt sesleri durulsun, konuşmalar azalsın, gördüklerim silinsin... İstiyorum ki yaşamak bir an olsun dursun. Yalnızca dinleneyim. Küçücük pencereme sığan sokak, küçücük sokağa sığan gökyüzü ve şu küçücük gökyüzüne sığan evren yalnız bir an için yavaşlasın. İçimde başlayan savaşlara başka bir çare bulamıyorum bugün. İçimde yaşattığım kargaşa beni ezerek evrene dağılıyor sanki. Hayalime sığmayan dev gezegenler eziliyor, yıldızlar sönüyor... Gürültüler, renkler ve kargaşa büyüyor. Bense aksine küçülüyorum, yok olurcasına. İstiyorum ki bu kaos bir an için dursun. İstiyorum ki şu sokak kedisi beni anlasın.
     Gecenin ilerleyen saatlerinde sessiz ve yorgunum sadece. Düşünmem gereken onca yükün ağırlığı dert olmuş içimde, inat edercesine gözlerim gökyüzünde. Sigaralar tüketerek yalnızca susuyorum kendime. Yalnızlıktan çatlamış ellerimle oturuyorum öylece. Uykusuzluğun zihnimde açtığı kargaşaya, sessizliğin oluşturduğu hüzne, yazmanın verdiği yorgunluğa, sokağın loş aydınlığına, sigaramın dumanına ve en çokta kendime bıraktım kendimi. Beynimin içi uğultular ve ışıklarla doluyken bedenim aksine uyuşmuş ve yorgun bugün. Kendime yeminler ediyorum, kimseye inanmadığım için. Kendime sözler veriyorum, kimseye güvenmediğim için. Kendimce susuyorum, kimsem olmadığı için. Ben bu gece kendimce yaşıyorum, yaşamanın anlamı kalmadığı için...

Perdeler ve Yaşam

Işık süzülüyor camdan odama. Dağınık eşyalar, loş bir ışık, karmaşık gökyüzü, kızıl gün batışı... Birazdan karanlık çökecek, evlerin ışıklar...