3 Kasım 2020 Salı

20072017

Anlatamadım bunca zaman. Ne kendime ne bir başkasına. Anlatacak hiçbir şeyi olmayan ancak susmaya vakit bulamayan biriyim. Psikolojime yenik düştüğüm anları gören, her anımı gözleyen, içimi bilen ancak hiçbir zaman anlamayan ve hiçbir zaman çaba harcamayan birinden kaçıyorum. Kendimden. Aynı anda kendimi arıyorum. Her gece yeni bir kişiliğe bürünüp her günümü onunla geçiriyor iyiye ulaşamadıkça vaçgeçiyorum. Her gece kendimi asıp, benliğime kavuşuyorum. Hiçbir sırrım yok ancak hakkımda bilmediğiniz çok şey var. Ben ölünce hakkımda öğreneceğiniz ve beni tanımaya başlayacağınız onca şey var ki içimde. Hiçbirini yazıya dökmeyi beceremiyorum. Uçağın arkasında uçan kuş gibiyim. Özgür ve farklıyım ancak yanlışın peşinden gidiyorum. İnandığım şeyleri gerçekleştiremiyorum. Kötü olaylara tanıklık edip, kalpsiz insanlarla yan yana yürüyorum. Bizi ıslayan şu yağmurda herkes bir yere kaçışırken kollarımı açıp gökyüzüne haykırıyorum. Tanrıma yalvarıyorum. Dünyayı durduramıyorum. Sisteme köle düşmemiş, ayak uydurmamış ve başkaldırmışım. Büyük kuralları çiğnemek için küçük kurallara uyuyor görünmüşüm. Kimsenin dinlemediği şarkılar yapmış, anlamı bilinmeyen diziler yazmışım. yaşamanın mümkün olmadığı bir gezegende yaşam mücadelesi vermişim. Tek başıma kurduğum örgütle azınlık durumuna bile düşmemiş, dışlanmışım, yenilmişim. Ölüm sarmaşık gibi beynimi saran hastalıklı duygulara tek panzehirken yaşamayı değil bu sefer ölmeyi denemişim. Hiç kimse tarafından anlaşılmamışım. Son mektubumda işte şimdi son cümlemde de siz insanlara seslenmişim : "Seviyorum dediğiniz insanların yalnızca dudaklarına değil bir de kalbine ses verin. Sevdiğinizin ölümüyle yaşamına ilk kez anlam katan bir insan olduğunu görmemek için. Yaşamama izin verin."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Perdeler ve Yaşam

Işık süzülüyor camdan odama. Dağınık eşyalar, loş bir ışık, karmaşık gökyüzü, kızıl gün batışı... Birazdan karanlık çökecek, evlerin ışıklar...