Sanırım bu kadarım. Birlikte yan yana uzanmış bulunduğumuz mekana önemini kaybettirip, dünyayı ve en çokta yaşamayı red edebileceğimiz bir anda gözlerine bakamadığım ve seni seyredemediğim için oturmuş gök yüzünün renk değişimlerini izliyorum. Belki de anlık sinirle bağırıp pişman olacağım biri olmadığı için, evde tek başıma kalmış, şarkı söylerken ya da tanrıma yalvarırken kısılmak zorunda kalıyor sesim. Kim bilir belki konuşacak kimsem olmadığı için bu kadar çay içiyor ve beni üzecek biri olmadığı için ağlamıyorum aylardır. Belki de etrafımda kimseyi göremediğim içindir gördüğüm halüsinasyonlar. Ben gerçektende buyumdur belki. Gerçekten bu kadar yalnızımdır. Ancak sana bir şeyi en içten hislerimle, öyle gelişi güzel olmasa da, oldukça rahat bir şekilde; tam da şu an, evet tek başıma oturmuş gökyüzüne açılan penceremde çayımı bitirirken söyleyebilirim ki bu yalnızlık benim benliğim. İnsanın istekleri doğrultusunda var olan iyi ve kötü kavramlarıyla da açıklarsak durumum oldukça iyi. Çünkü içtiğim şu çay benim en büyük zevkim ve baktığım gökyüzü en güzel manzaram. Yazdıklarım en güzel maceram ve hislerim en samimi olanlar ve ulaştığım şu konum gelebileceğim en iyi mertebe.
3 Kasım 2020 Salı
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Perdeler ve Yaşam
Işık süzülüyor camdan odama. Dağınık eşyalar, loş bir ışık, karmaşık gökyüzü, kızıl gün batışı... Birazdan karanlık çökecek, evlerin ışıklar...
-
Sessizce sığınıyorum gölgeme. Kalmamış kendime bile tahammülüm artık. Gökyüzüne sıkıştırdığın evrenin tasvirinden daha canlı zihnimdeki...
-
Bilginin devasa gücü altında eziliyorum. "Memleketin ancak okuyup yazmakla kurtulacağına inananlardanım." der Reşat Nuri ve h...
-
Gecenin en acımasız saatlerinde penceremden sokağı izliyorum yine. Tepeden tüm ışığı ile sessiz sokağı aydınlatan sokak lambası yanmıyo...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder