30 Kasım 2020 Pazartesi

26072017

çimenlerde uzanıp gökyüzünü izlemeyi seviyorum. sanki bi halkın devleti sonlandırması, bir sokak köpeğinin sahiplenilmesi, bir gencin inandığı şeyleri gerçekleştirmesi, bir yoksulun tüm şehre hakim olması, bir işçinin çocuğu ile doyasıya tatil yaşaması gibi. istenilen ama hissedilemeyen mucuzevi bir olayı gerçekleştirmek gibi. imkansızı başarmak gibi. bugün yeni bir imparatorluğa kucak açıyorum, uçurumdan uzaklaşıyorum, derinlere inip kendimi arıyorum. bir an için koskoca evrende tozdan farksız şu dünyadan, atmosferden çıkıpta yeni galaksilerde yeni yepyeni bir hayata hazırlanmaya başlıyorum. dinle bak, bu kocaman bir yolculuğun hikayesi. bedenen hala o çimlerdeyim. çimlerin ıslaklığı kıyafetlerimde yalnızlığın el sürmediği noktaları ıslatırken ruhumun kanat açmadan uçmaya başlayıp kendini aradığını hissedebiliyorum. bir uçak belki bir kuş, dünyaya ait bir somut bir kavram gördüğümde, gökyüzüm bölündüğünde kapatıp gözlerimi derin bi nefes alıp açıyorum. tüm dertlerim, benliğim, ruhum, bedenim, yaşadıklarım, geçmişim, geleceğim, kaygılarım, sevdiklerim, hislerim... hepsi tek bir nefeste siliniyor işte. hepsi gökyüzüne bakıp aldığım tek nefeste yitiriyor yaşamını ve ben huzuru tadıyorum. tek başıma ve hangi koşulda olursam olayım huzur gökyüzü kadar yakında. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Perdeler ve Yaşam

Işık süzülüyor camdan odama. Dağınık eşyalar, loş bir ışık, karmaşık gökyüzü, kızıl gün batışı... Birazdan karanlık çökecek, evlerin ışıklar...