Beni korumaya çalışıyorsun. Oysa bilmiyorsun ben kendime yettiğim kadarım. Beni içinden çekip kaçırdığın o kaosları ben yaratıyorum. Yanımdasın, belki anlıyorsun ama hissetmiyorsun. Bir hiçlik yarattı beni, çaresizce sürünüyorum. Var olmamış bir annenin çocuğuyum. Zamansal hiçbir kavrama ait değilim. Tüm hiçliğin ortasında, belirsizliğin kucağında öylece duruyorum. Yalnızca duruyorum. Bir anne çocuğuna gülümsese benim zihnimde yeni bir çağ başlar. Ne zaman ki bir çocuk gülümser hiçliğim yeni bir dünya yaratır. Sen kime anne diyorsun şu belirsiz zamanda ?
Yeni bir başlangıcın eşiğindeyim. Oysa evrenin bir ucunda oturup seni beklemek daha cazip geliyor bana. Bilirsin alışamam aniden çıkagelen olaylara. Yıllar süren bir durum böyle alel acele sonuçlanmalı mıydı ? Biliyorum kızacaksın yine, başlangıç ve son yoktur diyeceksin hatta. Desen de bu sefer umursamayacağım. Kabullenmekten ileri gittim ben artık, yaşamaktan da geçtim. Ben daha çocukken "seni hiç bırakmayacağım, ölümden sonra bile" demiştin. O zamanlar anlamayacak kadar küçüktüm. Şimdi ise biliyorum bir kez kurulan o bağ sonsuza kadar yaşar. İnsanlar bu bağlarla birbirine bağlanır ve dünya üzerinde göremediğimiz nice sarmaşıklar büyür. Her bağ birbirine karışır bazen düğümlenir. O düğümleri fark etmeden çözmeye çalışırız bazen iyice dolanırız. Bazen çözmeye yaklaşırız. Fark etmediğimizse bu bağların sonsuz bir kombinasyon oluşturduğu. Bilirsin Rıfkı, ben hiçbirini çözmeye çalışmadım. Her şeyi tümüyle kabullendim. Ben bu dünyayı tüm sarmaşıklarıyla, insanları tüm düğümleriyle kabullendim. Kaçtıkça iyice düğümlendim ve en sonunda o bağlara sarıldım. Görüyor musun ? Sarıldıkça kendime yaklaşıyorum. Kollarım sarmaşıklara karışıyor. Karmaşıklıklar ben oluyorum. Tüm dünyayı saran sarmaşık benden doğuyor, ben insanların kalplerinden geçiyorum. Kimse fark etmiyor, ben ruhlarına dokunuyorum. Tüm dünyayı dolaşıyorum. Ben bu dünyayı saran sarmaşığı tüm karmaşası ile gezdim ve gördüm. Sen haklıydın, hiç bitmeyecek bir yolculuğa çıkıyordum. Manevi bir yolculuk, kendime doğru... Dokunduğum her kalpte ve gezdiğim her zihinde kendimi arıyordum. Sonunda buldum Rıfkı.
Bak şimdi tüm kapılar kapalı olsa da umursamıyorum. "İki adımlık yerküre, senin bütün arka bahçelerini gördüm ben!" Evet, tüm arka bahçelerde ağlayan çocuk benim. Tek başına sarmaşıklar arasında dolaşan ve insanları tanıyan benim Rıfkı. Herkesin mutlulukla yürüdüğü yolları ben arka bahçelerden çıkıp göz yaşlarımı silerek koştum. Şimdi sebepsizce duruyorum o yollarda. Sebepsizce diyorum çünkü hiçbir anne dillendirmedi bunu. Hiçbir evlat kabullenmedi yaşananı. Her kapının elbet anahtarı bulunur derler, sen ne dersin Rıfkı ? Kelimelerin yetmediği yerdeyiz yine...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder